20 Kasım 2011 Pazar

Asıl aşırı acıklı hikaye, esirliğinin farkında olmamak!

Hafta sonlarının keyifli yanı sanat ekleri ve dergilerine göz atma fırsatı bulmak... Cumhuriyet Dergi'de Enis Batur'un yazıları kadar Cevat Çapan'ın yıllardır yönettiği Şiir Atlası sayfası da düzenli izlediğim köşelerden biridir. Cevat Hoca, öğrencileri ve sevdiklerinden oluşan 'mürit' kitlesiyle yabancı şairleri Türkçe'ye kazandırmaya çalışır... Bu hafta Bulgar şair Boyko Lambovski'nin şiirlerine yer vermişler.
Bulgaristan'da yayınlanan Sega (Şimdi) kültür sanat sayfalarının yönetmeni Lambovski, Rusça'dan çevirileriyle tanınıyormuş.
Şiirlerin çevirmeni: Kadriye Cesur...
Birkaç güzel şiir arasından birbiriyle ilişkili iki tanesini aşağıya alıyorum...  Neden bu şiirler, derseniz... 
Çevremizde zincirlerinin farkında olmayanlar o kadar çok ki... 
Hatta zincirlerinin şıkırtısı kulaklarına birer müzik nağmesi gibi geliyor... 

ASLAN ZAFERİ-I
Meraklı çocuklar. Ürkek bir kadın
Fotoğraf makinesiyle genç bir adam.
Ona on bir kafes.
On metrelik duvar.
Sessizlik.
Ve hücrede doğmuş bir aslan.
 
Geçiriyor ölgün gözlerini benden içre.
Haykırıyorum yüzüne:
"Yaşayan bir ölüsün.
Ölü doğdun  zaten.
Acıklısın, idrar kokusu
yayılıyor senden."
Günlük payını getiriyor
her gün bir bekçi.
Atıyor önüne kova dolusu eti
bir köpeğe atar gibi!
Ve indiriyor mideye
hücrede doğan, payına düşeni.
Ertesi gün yenisi verilir.
Ama geceleyin her şey farklı.
Gece yarısında gece kuşları
doğururlar kötücül öngörüleri.
Ağırdan iç geçirir demir bina.
Açılır gözleri aslanın.
Kinli ve yabanıl gözbebekleriyle
yüzer derisini karanlığın.
Ve yükselir yaman figanı.
 
Yıkılırım o an: "Bekle, aslanım, bekle!
Yok, hücre diye bir savan yok!
Aslan kardeşim,
dikme boşuna gözünü yollara!
İyice bak -
karanlıktır tek dostun, tek celladın da!
Öleceksen gece öl.
Ve bağır ölürken, kükre utkuyla."


ASLAN ZAFERİ-II
 
(parodi) 

Döküldü yelesi yaşlı insanın
sırtlanlar çekip alıyor burnunun dibinden avını.
Ceylan sürüsünü bile ürkütemiyor artık
anımsamıyor savanlar nicedir avazını.
Çakallarla boğuşuyor canı pahasına
sıcaktan kavrulan bir kirpinin leşi için.
Ey, yaşlı aslan kardeşim, ayrılma vaktidir!
Bırakmalısın pisletmeden tacını, tahtını.
Bırak, genç aslanlara miras kalsın açlığın,
yakışır onlara, senden sonra da yaşatılır.
Yine de bir kükre giderayak! Ama hiddetle değil,
şarkı söylermişin gibi olsun
ya da gülermişin gibi...
~ Boyko Lambovski

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder